top of page

OSMANLI’DAKİ FENERLİLER YA DA OSMANLI FENERLİ RUMLAR - TARİH

  • Yazarın fotoğrafı: Umay
    Umay
  • 23 Eki 2025
  • 3 dakikada okunur

Fenerliler, Osmanlı’nın İstanbul’unda,  merkezi Fener’de bulunan, patrikhanenin etrafına yerleşen Rumlardır. Osmanlı’da kâtiplik, tercümanlık işleriyle uğraşan, Karadeniz’den gelen buğday tedarikini sağlayan, Osmanlı Devleti’nin imzaladığı antlaşmalarda önemli rolü olan, nüfuzlu, zengin ailelerdir Fenerliler. Hatta 19.yüzyıla kadar Eflak ve Boğdan’a Bey olarak atanmışlardır. Fenerliler Batı kültürünü bilen, bilgi ve bilime önem veren, Osmanlı zümresi ve burjuvazisinin bir parçası olmuşlardır. Fenerliler ayrıca kendilerini Bizans’ın varisi olarak da görmüşlerdir.

1699 yılında, imzalanan Karlofça Antlaşması’yla Osmanlı Devleti, ilk defa büyük çapta toprak kaybeder. Bu yüzyıldan itibaren askeri yenilgilerin çoğalmaya başlamasıyla, Osmanlı elinde kalan topraklarını korumada çareyi diplomaside bulur. Ancak, ülkede Avrupalı devletlerle ilişkilerde tercümanlık yapacak, Avrupa dillerini bilen Müslüman yoktur. Bu yüzden Avrupa dillerini bilen Fenerliler tercüman yapılır.

Fenerlilerin, Osmanlı Devleti’ndeki tarihi geçmişine baktığımız: II.Mehmet İstanbul’u fethedince Rum Ortodoks Kilisesini koruma altına almış ve burayı Osmanlı ülkesindeki bütün Ortodoks Hristiyanlarının ruhani merkezi haline getirmiştir. Zamanla Fener semtinde yoğunlaşmış ve ticaretle zenginleşmişlerdir.

Osmanlı gençleri genellik Arapça ve Farsça öğrenirken Rumlar ise Avrupa dillerini öğrenmişlerdir.( İtalyanca, Fransızca, Latince…) hatta Rum gençler eğitim için Avrupa ülkelerine gönderilmiştir. Bu yüzden de Osmanlı’nın Avrupa ile ticaretin önem kazanan Fenerliler, 17.yüzyıldan itibaren de tercüman olarak göreve getirilmişlerdir.

Osmanlı’nın 17.yüzyıldan itibaren sürekli savaşlarda yenilgiler alması, topraklar kaybetmesi üzerine Osmanlı artık var olan topraklarını kaybetmemek için diplomasi yoluna başvurur.  Zaman içinde bu tercümanlık uluslararası devlet ilişkilerinde o kadar önemli hale gelmiştir ki devlet içi siyaside de tercümanlar önemli olmuştur. Örneğin Köprülü Fazıl Ahmet Paşa,  baş tercümanlığına Fenerli Aleksendros Mavrokordatos’u getirmiştir. Mavrokordatos Osmanlı’da en yüksek mevkiye gelen bir fenerlidir.

18.yüzyıla kadar Fenerli tercümanlar Eflak ve Boğdan vilayetlerin asillerinden seçilirlerdi. Hatta isyan etmemeleri içinde bir oğulları başkentte rehin tutulur. Bu rehin tutulanların içinde en önemlisi ise Dimitri Kantemiroğludur. Daha sonra Kantemiroğlu ülkesi Boğda’a Bey olarak atanmış ve buradaki Rumlarla birleşip Osmanlı’ya isyan etmiştir.

19.yüzyılda Boğdan’a bey olarak atanan Konstantin İpsilandis olan Alexsandros İpsilandis , Filiki Eterya Derneği’nin başına geçerek Yunan bağımsızlığı için çalışmaları başlatmışlardır. 1929 Edirne Antlaşması sonrası ise Yunanistan bağımsız olurken Osmanlı ülkesindeki pek çok fenerli Yunanistan ya da Eflak ve Boğdan’a göç etmiş ve kurulan yeni devletlerinde yüksek görevlere getirilmiş, hatta elçi olarak İstanbul’a atananlar bile olmuştur. Osmanlı ülkesinde kalan fenerlilere ise Yeni fenerliler denmiştir.

1821 Yunan isyanına kadar Osmanlı, Eflak ve Boğdan’a 36 voyvoda atarken, 34 fenerliye ise baş tercümanlık görevi vermiştir.

Osmanlı’daki yeniçerilerin görevi, saltanatı ve hilafeti, devleti koruyup kollamaktı. 16.yüzyıldan itibaren zanaat işleriyle uğraşmaya başlayan yeniçeriler, loncalara da girmeye başlamışlardır. 18.yüzyıla geldiğimizde ise ulufe defter sayısı artarken, aynı oranda da savaşa katılan yeneçeri sayısı azalıyordu. Artık yeniçeriler unvanlar satın alırken, Fenerli Voyvodalar da yeni unvanlar dağıtmaya başlarlar.

18.yüzyılın ikinci yarısında eyaletlerden zahire temin edip başkentte getirmekle görevli olan “yarı resmi yarı özel iş adam” kapan tüccarları artık başkent halına yetecek kadar zahire temin edemez olmuşlardı. Hatta bu yüzden dönemin padişahı Zahire Nezareti kurmuştur.

Kırım önemli zahire eyaletlerinden biridir. Ve Kırım’ın Çarlık Rusya’nın eline geçtikten sonra Eflak ve Boğdan zahire temininde daha da önemli olmuştur. Eflak ve Boğdan’ı ise Fenerliler yönetiyordu. Ve Karadeniz’e zahireyi teslim alamaya gelen çoğunlukla yeniçeriler olmuştur. Yeniçeriler fenerlilerden aldıkları zahireyi başkente getirip diğer tüccarlar satıyorlardı.

  Ülkeler arası politikaları iyi bilen bu Fenerli Beyler, 18.yüzyılın ikinci yarısından itibaren Boğaziçi’nde, Rumeli yakasında, Kuruçeşme’de Arnavutköy’de, Trabya kıyılarında yaptırdıkları yalılara yerleşmeye başlamışlardır.

1940’lı yıllara kadar Fener çoğunlukla Rumların kaldığı yer olmaya devam eder. Ama asıl sakinleri ya Yunanistan’a ya başka ülkelere ya da İstanbul’un başka semtlerine taşınmıştır. Yerlerine ise Anadolu’dan gelmişlerdir; civardaki fabrika, küçük işletmeler, atölye gibi işyerlerine yakın yerlere yerleşmişlerdir. 1985 yılında burası yıkılır ve Fener, o tarihin tozlu sayfalarında yerini alır.



Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
  • White Facebook Icon
  • Instagram
  • X

Bilge Zevat

Bilge Zevat Baykuş

© 2024 by Kâşif

bottom of page